İ
ş dünyasında başarıya ulaşmanın sırrı nedir? Çoğu kişisel gelişim kitabı size nazik olmanızı, evrene pozitif mesajlar göndermenizi ve sabırla beklemenizi söyler. Ancak Donald J. Trump ve The Learning Annex’in kurucusu Bill Zanker tarafından kaleme alınan “Büyük Düşün ve İşini Bitir” (Think Big and Kick Ass in Business and Life), bu “yumuşak” yaklaşımları elinin tersiyle itiyor.
Bu kitap; başarının mütevazılıkla değil, sertlik, tavizsiz bir tutku, agresif stratejiler ve en önemlisi “büyük düşünmekle” elde edileceğini savunan bir manifesto niteliğinde.
Eğer işinizi büyütmeye çalışırken görünmez bir duvara tosladığınızı hissediyorsanız, başkaları kazanırken siz yerinizde sayıyorsanız, bu yazıyı sonuna kadar okuyun. Çünkü bu kitap özeti, size bir “nasıl yapılır” rehberinden ziyade, acil bir zihniyet aşısı sunacak.
Her şey, The Learning Annex adlı eğitim şirketinin kurucusu Bill Zanker’ın işini büyütmeye çalışırken tıkandığını fark etmesiyle başlar. Şirketi belli bir başarı seviyesine ulaşmış ama o “büyük sıçramayı” bir türlü yapamamıştır. Zanker, markasını parlatmak için Donald Trump’ı bir seminerde konuşma yapması için davet etmek ister.
Ancak bir sorun vardır: Trump’ın ekibi, Zanker’ın bütçesini aşan, astronomik bir ücret talep eder.
Zanker ilk başta korkar ve reddetmeyi düşünür. Ancak tam o an, Trump’ın en bilindik felsefesini hatırlar: “Büyük Oyna.” Korkusunu yutar, istenen o devasa parayı öder ve Trump’ı sahneye çıkarır. Sonuç mu? Trump’ın etkisi o kadar büyük olur ki, Zanker’ın şirketi kelimenin tam anlamıyla seviye atlar, ciroları katlanır.
İşte elinizdeki bu kitap, o efsanevi seminerlerde anlatılanların ve Trump’ın kapalı kapılar ardında Zanker’a verdiği filtresiz, doğrudan ve “kıç tekmeleyen” (Kick Ass) özel tavsiyelerin bir derlemesidir.
Temel Felsefe: Çoğu insan korktuğu için, reddedilmekten çekindiği için küçük oynar. Ancak başarılı olmak için sadece zeka ve yetenek yetmez; doğru bir “tavır” (attitude) gerekir. Hayat bir mücadeledir, iş dünyası acımasız bir ormandır ve kazanmak için gerektiğinde masaya yumruğunuzu vurmaya hazır olmalısınız.
Şimdi gelin, bu acımasız ama son derece etkili başarı felsefesinin bölümlerine derinlemesine bir dalış yapalım.
Eğer sabahları yataktan fırlayarak uyanmıyorsanız, yanlış işi yapıyorsunuz demektir. Trump’a göre başarının, tartışmasız bir numaralı kuralı tutkudur.
Parayı Unutun, İşe Aşık Olun: Trump net bir dille uyarır: “Eğer bir işi sadece para kazanmak için yapıyorsanız, asla ama asla zirveye çıkamazsınız.” Neden mi? Çünkü iş dünyası, dışarıdan göründüğü gibi ışıltılı değildir. Krizler, engeller, uykusuz geceler ve ihanetlerle doludur. Eğer yaptığınız işe aşık değilseniz, ilk büyük fırtınada pes edersiniz.
Bitmeyen Enerjinin Kaynağı: Trump günde sadece birkaç saat uyuyup, sürekli çalışmasına rağmen nasıl yorulmadığını şu şekilde açıklar: Çünkü o anlaşma (deal) kovalamayı, pazarlık yapmayı ve inşa etmeyi seviyor. Tutku, en güçlü enerji içeceğinden bile daha etkilidir.
Mikro Yönetim Değil, Mikro Tutku: Yetenek önemlidir ama tutku olmadan yetenek paslanır. Tutkulu insan, işinin her detayıyla ilgilenir. Trump, milyar dolarlık golf sahaları inşa ederken çimlerin türünden, ağaçların güneş alma açısına kadar bizzat ilgilenir. Bu, başkalarına güvenmemek değil; kendi eserine duyduğu derin aşktır.
Dünyanın en iyi üniversitelerinden MBA dereceniz olabilir, muazzam pazar analizleri yapabilirsiniz. Ancak Trump’a göre Excel tabloları size asla tam resmi göstermez. İhtiyacınız olan şey içgüdülerdir.
Mantık vs. Hisler: Masada harika, kağıt üzerinde kusursuz görünen bir anlaşma var diyelim. Ancak midenizde bir düğümlenme, içinizde bir huzursuzluk varsa… O masadan kalkın! Trump verilere saygı duyar, uzmanları dinler ama son kararı her zaman “gut feeling” (içsel his) ile verir.
İnsan Sarrafı Olmak Sanatı: İçgüdü sadece rakamlarla ilgili değildir; insanları okumakla ilgilidir. Birinin elini sıktığınızda, gözünün içine baktığınızda onun dürüst mü olduğunu yoksa size kazık atmayı mı planladığını hissetmelisiniz.
Örnek Vaka (40 Wall Street): Trump, herkesin “Bu bina çöp oldu, sakın bulaşma” dediği, şehrin göbeğindeki 40 Wall Street binasını satın alırken tüm danışmanlarını karşısına almıştır. Danışmanlar riski görmüş, Trump ise potansiyeli hissetmiştir. Sonuç? O bina üzerinden devasa bir servet kazandı.
Trump, “Şanslıyım” diyen insanları sever. Ancak şansın, piyango gibi gökten düştüğüne asla inanmaz. Onun bu konudaki mottosu oldukça nettir: “Ne kadar çok çalışırsam, o kadar şanslı oluyorum.”
Hazırlık + Fırsat = Şans: Eğer evde oturup evrenden bir şeyler beklerseniz, şans kapınızı çalmaz. Sahada olmalı, risk almalı, her gün yeni insanlarla tanışmalısınız. Şans, hazır olan zihinleri sever.
Vampirleri Hayatınızdan Çıkarın: Şansınızı baltalayan en büyük zehir nedir biliyor musunuz? Çevrenizdeki negatif insanlar. Size sürekli “Yapamazsın”, “Bu imkansız”, “O işler öyle olmaz” diyen o enerji vampirlerini hayatınızdan derhal çıkarın.
Kapıları Tekmeleyerek Açın: Bir anlaşmanın olmasını beklemeyin; onu zorlayın. Trump’ın “şans eseri” gibi görünen büyük başarılarının arkasında, aylarca süren telefon açmalar, ısrarlı takipler ve kapı aşındırmalar yatar.
Bu bölüm, belki de kitabın en çarpıcı ve ilham verici kısmıdır. Çünkü iş dünyasında herkes korkar; mesele korkmamak değil, korkuyu nasıl yöneteceğinizdir.
90’lar Krizi ve Sokaktaki Dilenci: Trump, 1990’ların başında milyarlarca dolar borçlandığı, bankaların peşinde olduğu ve kişisel iflasın eşiğine geldiği o karanlık dönemi anlatır. Bir gün sokakta yürürken bir dilenci görür ve yanındakine şöyle der: “Şu adam benden tam 900 milyon dolar daha zengin. Çünkü onun hiç borcu yok.”
Korkunun Üstüne Yürümek: O dönemde bankacılarla toplantıya giderken, korkudan titremek veya af dilemek yerine ne yapar biliyor musunuz? En iyi, en pahalı takım elbisesini giyer, çenesini dikleştirir ve odaya her zamanki kibri ve “kazanan” edasıyla girer.
Ders: Bankacılar onun bu sarsılmaz özgüvenini görünce, “Bu adamı batırırsak biz de batarız, en iyisi onunla anlaşalım” derler. Borçlar yapılandırılır ve Trump geri döner. Korktuğunuzda asla geri adım atmayın. Daha çok bağırın, daha büyük oynayın. Korku, siz eyleme geçtikçe eriyip yok olan bir illüzyondur.
Kişisel gelişim dünyasının “herkesi affedin” masallarını unutun. Kitabın en tartışmalı, en provokatif ama yazarlarına göre en gerçekçi kuralı budur: Eğer biri size vurursa, ona misliyle karşılık verin.
Diğer Yanağınızı Çevirmeyin: İş dünyasında “iyi niyet elçisi” olmak, zayıflık göstergesidir. Zayıf görünürseniz, rakipleriniz ve köpek balıkları sizi canlı canlı yer.
Korku Saygıyı Doğurur: Eğer insanlar, size kazık attıklarında sizin sessiz kalmayacağınızı, onları mahvedeceğinizi bilirse… Size saldırmaya korkarlar. Bu, vahşi doğanın kanunudur.
İtibar Yönetimi Olarak “Kavga”: Trump, kendisi hakkında asılsız iddialarda bulunan gazetecilerle veya (Rosie O’Donnell, Martha Stewart gibi) ünlü isimlerle nasıl açıkça ve acımasızca medya üzerinden savaştığını anlatır. Formül basittir: “Size iyi davrananlara dünyanın en iyi insanı olun. Ama size ihanet edenlerin işini bitirin.”
Başarı bir dalga gibidir; onu yakaladığınızda sörf yapmaya devam etmelisiniz. Trump bu sürekli ivmeye “Big Mo” der.
Zafer Sarhoşluğuna Dikkat: Bir başarı elde ettiğinizde, harika bir satış yaptığınızda tatile çıkıp rehavete kapılmayın. Aksine, o yüksek enerjiyi ve özgüveni anında bir sonraki büyük projenize kanalize edin.
Asla Tatmin Olmayın: “Yeterince kazandım, artık durayım” cümlesi, çöküşün başladığı andır. Dünyanın en başarılı insanlarının her zaman “bir sonraki” devasa hedefi vardır.
Rüzgarı Arkana Al: İşler iyi giderken, piyasa size gülüyorken çekingen davranmayın. Masadaki her şeyi talep edin, olabildiğince agresifleşin.
Büyük hedeflere ulaşmak, büyük bir dikkat dağınıklığı potansiyelini de beraberinde getirir. Trump’ın başarısının ardındaki gizli güç, “lazer gibi odaklanabilmesidir”.
Dedikodulara Sağır Olun: Medya ne yazıyor? Rakipleriniz ne diyor? Akrabalarınız ne düşünüyor? Bunların hiçbir önemi yok. Sadece nihai sonuca odaklanın.
Parçala ve Yönet: Büyük problemler insanı paralize eder. Devasa bir projeyi küçük, yönetilebilir parçalara bölün ve her gün o parçalardan birini kusursuzlaştırmaya odaklanın.
Zihinsel Kale: Trump, ofisinin kapısından içeri adım attığı an, dış dünyanın tüm sorunlarını kapının dışında bıraktığını söyler. O an, sadece önündeki anlaşmaya odaklanmış bir avcıdır.
Trump, iş hayatındaki acımasız ve pragmatik gerçekliği özel hayatına da taşıyor. Bu bölüm biraz soğuk gelebilir ama finansal imparatorluğunu korumak isteyenler için hayati bir uyarı niteliğinde.
Aşk Kördür, Boşanma İse Gözleri Açtırır: Herkes sonsuza dek mutlu yaşayacağını düşünerek evlenir ama istatistikler yalan söylemez. Trump, servetini ve işini korumak isteyen herkesin (erkek veya kadın) mutlaka evlilik sözleşmesi yapması gerektiğini savunur.
Bir İş Ortaklığı Olarak Evlilik: Eğer işler yolunda gitmezse, yıllarca kan, ter ve gözyaşı ile kurduğunuz imparatorluğun yarısını sırf “duygusal” davrandığınız için kaybetme riskini alamazsınız. Bunu eşinize güvenmemek olarak değil, varlığınızı sigortalamak olarak görün.
Kitabın ismini aldığı ve tüm felsefesini özetleyen bölüm.
Efor Aynı, Ödül Farklı: Neden 3 katlı, sıradan bir apartman inşa edesiniz ki? Bürokratik engeller, insan yönetimi, malzeme stresi, müteahhit kavgaları… Hepsi bir gökdelen inşa ederken yaşayacağınız stresle neredeyse aynıdır. Efor aynıysa, neden ödülü bin kat daha büyük olanı seçmiyorsunuz?
Yapay Sınırları Yıkın: Trump kariyerinin başlarında “New York’un en pahalı dairesini satacağım” dediğinde çevresindeki herkes ona gülmüştür. Ancak o fiyatı o kadar, ama o kadar yüksek belirler ki; fiyatın kendisi bir “haber değeri” taşır. Ve tam da “dünyanın en pahalısı” olduğu için, statü arayan ultra zenginlerin anında ilgisini çeker.
Kendi Standartlarını Belirle: Kaliteden asla taviz vermeyin. Markanız ucuzluğu değil, en iyisini, en lüksünü temsil etsin. Büyük düşünmek, sadece fiziksel boyutla değil, sunduğunuz değerin vizyonuyla da ilgilidir.
Yazıyı toparlayacak olursak, Trump ve Zanker’ın bize sunduğu “Zirveye Çıkma Manifestosu” şu 4 temel sütun üzerinde yükseliyor:
Mütevazılığı Çöpe Atın, Kendinizi Pazarlayın: Kibir, doğru kullanıldığında bir silahtır. Kendinizi, markanızı ve ürününüzü dünyanın en iyisiymiş gibi, sarsılmaz bir inançla pazarlayın. Siz kendinize inanmazsanız, müşteri size neden inansın?
Duvarları Tanımayın, Asla Pes Etmeyin: Karşınıza beton bir duvar çıktığında ağlayıp geri dönmeyin. Üzerinden atlayın, altından tünel kazın ya da dinamitle patlatın. Çözüm her zaman vardır.
İşini Bitirin (Kick Ass): Nezaket sizi iyi bir insan yapabilir ama zirveye taşımaz. İş dünyasında gerektiğinde sert, talepkar, bencil ve acımasız olun. Hak ettiğinizi rica etmeyin, söküp alın.
Büyük Oyna: Her sabah aynaya baktığınızda kendinize şu soruyu sorun: “Bugün dünden daha büyük ne yapabilirim?”
Blog Yazarının Son Sözü: “Büyük Düşün ve İşini Bitir”, herkese göre bir kitap değil. Pembe gözlüklerle dünyaya bakmayı sevenleri rahatsız edebilir. Ancak, rekabetin gırtlak gırtlağa olduğu modern dünyada, içinizdeki o “savaşçı” ve biraz da “kötü çocuk” karakteri uyandırmak istiyorsanız, bu kitap tam bir başucu eseri.
Peki, siz bu felsefe hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle “İntikam” veya “Evlilik Sözleşmesi” konularında Trump’a katılıyor musunuz, yoksa bu kadarı fazla mı? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında benimle paylaşmayı unutmayın!
(Eğer bu yazıyı faydalı bulduysanız, işini büyütmeye çalışan bir arkadaşınızla paylaşarak ona “Büyük Düşünmesi” için ilham verebilirsiniz!)
Daha profesyonel bir gayrimenkul danışmanlığı yolculuğunda bana katılın